Türkgücü Forum


 
AnasayfaSSSKayıt OlÜye ListesiKullanıcı GruplarıGiriş yap

Paylaş | 
 

 Sultan Selim

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Misafir
Misafir



MesajKonu: Sultan Selim   Cuma Mayıs 02 2008, 01:15

YAVUZ SULTAN SELİM

Bir gece yatağımda uyuyakalmışım. Sabah namazını kıldıktan
sonra hizmetlerine koştum.

-Bu gece görünmedin, ne işteydin? diye sordular.

Birkaç gecedir uykusuz kaldığım için, bu gece gaflete
geldiğimi ve hizmetlerinden mahrum olduğumu özürle beyan ettim.

-İmdi, ne düş gördünse beyan eyle, buyurdular.

-Arza kabil bir düş görmedim, diye cevap verdim. Tekrar
buyurdular ki:

-Bu ne sözdür?

Bir geceyi tamamen uyku ile geçiresin de, bir vakıa
görmeyesin. Herhalde görmüştür. Başka vadide biraz konuştuktan sonra tekrar bana
dönerek:

-Abes söyleme. Herhalde bu gece bir vakıa görüşmüştür. Söyle
gizleme! dedi.

Her ne kadar düşündümse de görmüş olabileceğim bir şey aklıma
gelmedi. İşe yarar bir şey görmediğime yemin ettim.

Sultan, mübarek başlarını sallayarak hayret gösterdiler. Ben
de "sebebi ne olabilir?" diye hayret ettim. Hemen sonra Kapuağası ' nın
dairesine bir iş için beni gönderdiler. Oraya vardığımda gördüm ki Hazinerdar
başı Mehmet Ağa, Kilercibaşı, Sarayağası ve Kapuağası Hasan Ağa adetleri üzerine
otururlar. Ama kapuağası Hasan Ağa düşünceli ve şaşkın bir vaziyette başını öne
eğmiş, gözleri yaşlı, olarak oturuyordu. Bu zat esasında, sessiz hallerine
benzemiyordu. Bir kimsenin vefat etmiş olduğunu zannettim.

-Ağa hazretleri kalbiniz gamlı, gözünüz yaşlı görünür. Sebebi
ne ola? dediğimde,

-Hayır bir şey yok, diye gizlemesi üzerine Hazinedarbaşı:

-Kardeş, Ağa'ya bu gece bir vakıa olmuş da o uykunun
sarhoşluğundadır., dedi.

Bunun üzerine:

-Allah için haber verin, padişahımız elbette vakıa
görmüşsündür, söyle diye bu benden anlatmamı istediler. Herhalde zorlama asılsız
değildir. İyi armağandır anlatınız dedim. Rüyayı nakletmesi için ağayı
sıkıştırdık. Ağa utanma hissi ağır basan bir şahıs olduğundan anlatmaktan
kaçındı ve:

-Benim gibi yüzü kara günahkarın ne rüyası olur ki padişahın
huzurunda anlatmaya değsin, kerem edin bana bu teklifte bulunmayın, dedi. Biz
sıkıştırmaya, o da vazgeçirmek için yalvarmaya devam etti. Nihayet Mehmet Ağa:


-Nice söylemezsin, bize anlattığı da buna memur olduğunu
naklettim. Gizlenmesi ihanet olmaz mı? deyince, Ağa sırrının mührünü açıp
anlattı.

-Bu gece rüyamda gördüm ki, eşiğinde oturduğumuz bu kapıyı
hızlı hızlı çaldılar. "Ne haber var" diye ileri baktım, vardım; kapı, dışarısı
görünecek fakat bir adam sığmayacak kadar az açılmış. Taşlık, ucu sarkıtılmış
sarıklı nurani kimselerle dolu, elleri bayraklı ve silahlı mükemmel şahıslar.
Kapının dibinde, elleri sancaklı dört nurani kimse durur. Kapıyı vuranın elinde
Padişah' ın Aksancağı var. Bana dedi ki :

-Bilir misiniz niye gelmişiz? Ben de :

-Buyurun, dedim. Dedi ki :

-Bu gördüğün kimseler Resulullah (s.a.v.)' ın ashabıdır. Bizi
Hazret-i Resulullah Selim Han' a selam etti ve buyurdu ki : Kalkıp gelsin ki
Haremeyn hizmeti ona buyruldu. Gördüğün dört kişiden, bu Ebu Bekr-i Sıddıyk, bu
Ömerü'l Faruk, bu Osman-ı Zi'n-Nureyn' dir. Seninle konuşan ben ise, Ali bin Ebi
Talib' im. Var, Selim Han' a söyle dedi ve nazarımdan galip oldular.

Ben dehşetle kendimden geçip tere batmış ve sabaha kadar
baygın yatıp kalmışım. Oğlanlar, teheccüd zamanında mütad üzere kalkmadığımı
hastalığa yormuşlar ve sabah namazı vakti geçeceği zaman gelip beni uyarmak için
yapmışlar, görmüşler ki suya düşmüş gibi ıslak yatarım.

Elbise değiştirmek için yenilerini getirip o aralık, beni
uyandırmışlar. Aklım başıma gelince, acele ile kalkıp namaza yetiştim. Ama
tamamen sükunete eremedim. Ağa bunları anlatırken ağlıyordu.

Padişah' ın beni istediğini bildirdiler, derhal huzurlarına
gittiğimde, o hizmeti sual etmeyip tekrar yeni rüyadan bahis açarak:

- Şu senin bu gece sabaha dek uyuyup bir vaka görmediğin bana
tuhaf gelir. Hemen şöyle hayvan gibi yatıp uyudun mu?

Dedim ki:

-Padişahım, vakıayı bu Hasan kulunuz (Hasan Can) görmediyse
bir Hasan kulunuz (Kapıağası Hasan Ağa) görmüş. Emriniz olursa arz edeyim.

Buyurdular ki :

-Söyle görelim... Ben de hadisenin tamamını naklettim. Ben
anlattıkça mübarek çehreleri kızarmaya başladı ve vararak mübarek gözlerine yaş
geldi. Bitirince buyurdular ki :

-Derd -mendin safa' yı meşrebi (Zavallının tıynetinde safiyet)
varmış, sen onu bize methettikçe "Bir kimseyi ibadet eder görürsün hemen veli
sanırsın" diye seni alaya alırdık, boşuna methetmezmişsin ... Ve devamla :

-Biz sana demez miyiz ki, biz bir tarafa memur olmadan (emir
verilmeden) hareket etmemişizdir. Atalarımız vilayetden behre-mendler idi (velilikden
nasip sahibiydiler) , kerametleri vardır. İçlerinde biz onlara benzemedik ..
diyerek kendilerini küçük göstermeye çalıştılar.

Bu rüyadan sonra Arap Seferi hazırlıklarına başladılar...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Sultan Selim
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Türkgücü Forum :: ..::..Rüyaya Dahil Hersey..::..-
Buraya geçin: